Balimsin Sohbet hos sohbetler diler Emperyal Cafe

ana sayfa

 

winamp ile dinlemek için media player ile dinlemek Emperyal cafe mirc indirmek için Javasız Giriş için
rss

RSS-Abonelik

30-11-2013, 02:31 firebird
Yorumlar (0)

haftanın fıkrası

Aylardır iş bulamayan delikanlı artık önüne gelen her yere müracaat etmeye başlamıştı.

Hayvanat bahçesinin önünden geçerken durdu ve 'neden olmasın' deyip, oraya da müracaat etti.

Olacak ya; bahçenin gözdesi goril önceki gece ölmüştü ve bunu müşterilerden bu günlük gizlemeyi başarmışlardı.
...
'Yeni gorilimiz gelene kadar, onun postunu giyip goril taklidi yapabilir misin?' diye sordular.

Delikanlı önce şaka herhalde diye düşündü, ama hayır adamlar gerçekten ümitsiz görünüyorlardı.

'Parada anlaşırsak yaparım' dedi. Anlaşmaları uzun sürmedi.

Ertesi sabah geldi, hazırlanmış postu giydi, gorilin kafesine girdi ve o güne kadar seyrettiği belgesellerden aklında kaldığı kadarıyla goril gibi davranmaya başladı:


Ara sıra homurdanıyor, göğsünü yumrukluyor, dört ayak üzerinde yürüyor, bir dala sıçrıyor, sallanıyor, seyircilerin attığı meyveleri yiyordu

Birkaç gün sonra işine öyle adapte olmuştu ki, daha yüksek dallara bile tırmanıyor, daldan dala atlayabiliyordu.

Ama son atladığı dalı tutamadı, kafesini yan kafesten ayıran fensin üzerine düştü, yıpranmış fens teli yırtıldı ve kendini yan kafesin içinde buldu.


Bu aslanın kafesiydi.

Delikanlı yutkundu, kelime-i şahadet getirdi. 'İmdat!' diye bağırdı ama kendi sesini kendi bile duymadı. Korkudan sesi kısılmıştı.

Tekrar bağırdı. Eh! hiç olmazsa kendi duymuştu.


Önce neler olduğunu anlayamayan aslan yavaşça yattığı yerden kalktı, delikanlıya doğru ağır adımlarla yaklaştı.

Seyirciler çığlık çığlığa idi. Bir çocuk sanki goril anlayacakmış gibi (!) 'tırman, fense tırman' diye bağırdı.

Ama korkudan gorilin sadece sesi kısılmamış, eli kolu da felç olmuştu.

Aslan affetmedi, geldi, önce pençesini gorilin göğsüne dayadı, sonra başını başına yaklaştırdı ve fısıldadı:

'Kapa çeneni aptal! Beni de işimden edeceksin' :))

Görünümler: 273

Daha...

19-09-2013, 01:29 firebird
Yorumlar (1)

Lavinya

Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar,
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim.
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

Görünümler: 579

Daha...

27-07-2013, 04:08 firebird
Yorumlar (0)

Doğru Adam, Doğru Kadın

Bir uçak yolculuğunda yan koltukta oturan bir adamın alyansını sağ elinin işaret parmağına taktığını fark eden yazar yorum yapmaktan kendini alamaz; 'Bayım alyansınızı yanlış elinize takmışsınız!'

Adam bunun üzerine; Yanlış kadınla evlendim de ondan!' diye karşılık verir.
yazar bu anıyı aktardıktan sonra şöyle sorar; 'Peki ya bu adam doğru adam mı? Yani kadın doğru adamla mı evlenmiş? Yanlış seçilmiş bir insana doğru insanmış gibi davranırsanız sonuçta doğru insanla evlenmiş olmaz mısınız? Doğru seçilmiş bir insanla evlendiğiniz halde yanlış davranıyorsanız yanlış bir evlilik yapmışsınız demektir çünkü.

Doğru insan olmak doğru insanla evlenmekten çok daha fazlasıdır!'

Yazar kitabında şu öyküyü anlatır..

'Yıllar önce Hawaii' de başlık parasına benzer bir uygulama revaçtadır.

Bir erkeğin sevdiği kızla evlenebilmesi için kızın ailesine belli sayıda inek vermek zorundadır. İnek sayısının 10 adet olması gerekmekle birlikte kızın özelliklerine göre bu sayı değişebilmektedir.

Ve adada iki kızı olan bir adam yaşamaktadır. Kızlardan büyük olanı bizdeki deyişle -kabul görmeyen- tipte, şanssız bir kızdır ve babası ona 3 inek fiyat biçmiştir; 2 inekli bir teklifi de kabul edecektir; hatta iyi bir pazarlıkla 1 ineğe fit olmaya razıdır.

Bir gün adanın zenginlerinden Johny Lingo bu eve geldiğinde herkes onun diğer kızı isteyeceğini düşünür. Oysa yaşlı adamı sevince boğarak büyük kıza talip olur. Herkes en azından isteneni yani; 3 inek ödeyeceğini düşünürken Johny yanında 12 tane inekle gelmiştir!!..
O dönemlerde normal bir balayı ortalama bir yıl sürmektedir ama gelin ve damat iki yıllık balayı planlamıştır.Damatla gelinin dönmesinin beklendiği gün ahaliden biri dönüşlerini haber vermeye gelir gelmesine ama gelenlerin Jony ve eşi olduğundan emin değildir. Aslında Johnny' i tanımıştır fakat kızdan emin olamamıştır; yaklaşan kadın çok güzel, zarif birisidir.

İyice yaklaştıklarında kimsenin tereddütü kalmaz. Fakat kızın güzelliği,cazibesi ve çekiciliği en eleştirici gözle bile reddedilmeyecek ölçüdedir. Yakından bakanlar Johnny'nin 12 inek karşılığında iyi bir alışveriş yaptığını düşünürler.'Yazar işin püf noktasını şöyle özetler;

'Johnny 12 inek ödedi, kız 12 ineklik bir kadın haline geldi.'Bu hep böyle olmaktadır; eşinize veya sevgilinize verdiğiniz değer, ona kazandırdığınız değerdir.

Görünümler: 399

Daha...

8-06-2013, 04:00 firebird
Yorumlar (2)

ERKEK NEDİR? Bir Bayanın Kaleminden...

'Erkekler ağlamaz.'
'Erkekler korkmaz.'
'Erkekler kadın gibi gülmez.'
Derken ortalık dul kadından geçilmiyor. Zira erkekler genç yaşta Hakk'ın rahmetine kavuşuyorlar.
Siz hiç kapı komşusuna sabah kahvesine gidip eşini çekiştiren erkek gördünüz mü?

Fare görünce bağıran?
'Bu ara sinirlerim zayıf' deyip habire ağlayan?
Oysa onlar da kadınlarla aynı duygulara sahip olarak geliyorlar dünyaya.
Lakin daha ilk gün ayaklarına mavi patik giydirmek suretiyle 'Ağır ol bakalım! ' diyoruz.


'Ne alakası var mavi patikle? ' demeyin. Mavi soğuk ve ciddi bir renktir.
Kime isterseniz sorun. Ve katiyen tesadüf değildir o patiklerin rengi.
Düşünülmüş, taşınılmış, seçilmiştir.
Ayağa giydirildiği anda kulağa şunlar fısıldanmış demektir: Sen erkeksin.
Erkek olmanın gerekleri vardır. Ömrünün sonuna kadar bunları yerine getirmekle yükümlüsün.

Ömrünün süresi ise çatlama kat sayına bağlı. İçine ata ata ne kadar yaşayabilirsen artık.
Bize sorarsan pek uzun süreceği kanaatinde değiliz.
Dikkat edeceğin husus, en dramatik hallerde bile mavi patikli olduğunu unutmamandır.

Misal,
Ásık oldun.
Sakın belli etme. Bırak karşındaki yansın tutuşsun. Sen ağır ol. Molla desinler yeter ki aşık demesinler.

Misal,
Sevgilinden ayrıldın.
Sakın ağlayıp sızlama. Yine bırak karşındaki yıkılıp sürünsün.
Gözyaşı dediğin kadın kısmına yakışır. Zaten senin gözyaşı bezlerin mavi patik operasyonuyla alınmış bulunuyor.

Misal,
Eve hırsız girdi.
Tıkırtı duydunuz ya da hırsızla burun buruna geldiniz.
Kim boğuşacak adamla? Bak bakalım karının ayaklarına! Ne renk patikleri?

Pembe.
Ya hırsızınkiyle seninki? Mavi.

Kural,
Mavililer boğuşacak.
Pembeliler bağıracak.
Herkes görevini bilsin. Ta doğumhane de yapıldı bu iş bölümü.

Misal,
Eşinle kavga ettin.
Ne yapacaksın? Hiç. İşine gidip hiçbir şey olmamış gibi çalışacaksın.
'Ay İsmail çok sinirim bozuk, benimki sabah sabah anneme laf etti' diyemezsin.

Karın o esnada telefonun başında, bir sigara ve bir kahve eşliğinde
arkadaşlarına seni çekiştiriyor olabilir. Olsun. Onun mazereti var, patikleri pembe.

Misal,
Evde aniden bir böcek peydahlandı.
Kim gidecek üstüne? Tabii ki sen. Zira karının gitmesi hiçbir işe yaramaz.
Böcek renk körü mü? Maviyle pembeyi ayıramaz mı?
Ve sorarım sana, hangi böcek pembeden korkar?
Ama mavi... Birrrrr.

Misal,
Savaşa gidilecek.
Kim gidecek? Tabii ki Mehmetçik. Sen hiç 'Vatan sağolsun' diye bağıran Ayşecik gördün mü?
Benim bildiğim Ayşecik kameranın karşısında 'Size baba diyebilir miyim amca? ' diyordu.

Ve hatırladığım kadarıyla omuzunda tüfek falan da yoktu.
Diyeceğim, Mavi patikli olmak zor zanaat.

Özellikle de seviyorken...

Görünümler: 1307

Daha...

1-06-2013, 05:13 firebird
Yorumlar (0)

dersimiz

DİŞİ ASLAN

Hayvanlar bir gün kim daha çok çocuk doğurabilir diye çekişmeye başlarlar.
Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar.
"Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun?" diye sormuşlar aslana.

"Bir." diye yanıtlar dişli aslan. "Fakat ben aslan doğururum."


-----------------------------------------------------------------

YENGEÇ İLE ANNESI

"Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum" diye sorar anne yengeç çocuğuna.
"Düzgün yürüsene! " der.
- "Pekâlâ, anne" der çocuk.
- "Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim. "



-----------------------------------------------------------------
ASLAN, KOYUN, KURT VE TILKI

Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını sorar.
Evet! Diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta
parçalar. Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar.
Hayır! Diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için
aslanın öfkesinden kurtulamaz. Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle olur;
- Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor!


-----------------------------------------------------------------
KAZLAR VE TURNALAR

Kazlar ve turnalar bir gün aynı tarlada yiyecek ararlarken birden yanlarına
yaklaşmaya çalışan avcıyı fark ederler. Turnalar daha çevik ve hafif oldukları için hemen uçarlar. Oysa kazlar ağır hareket ettikleri için avcıdan kurtulamazlar.


-----------------------------------------------------------------
HASTA GEYİK

Yaşlı bir geyik hasta düşer ve daha rahat otlayabilmek için güzel otlarla
dolu bir çalılıkta yaşamaya başlar. Her hayvanla iyi geçindiği için pek çok
hayvan sık sık geyiğin ziyaretine gelir.
Zamanla her gelen hayvan bu güzel otlardan tatmaya başlayınca kısa süre
sonra tüm otlar biter. Geyik hastalıktan kurtulur ama yiyecek hiçbir şeyi
kalmadığı için bir süre sonra açlıktan ölür.


-----------------------------------------------------------------
FARELERIN TOPLANTISI

Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden
kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez.
En sonunda genç bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına
varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır. Bu arada bir köşede sessizce onları
dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu,
başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir. Fakat der, Kafamı bir soru kurcalıyor.
Aramızdan kim kedinin boynuna çan asacak? ?

Görünümler: 335

Daha...

13-04-2013, 11:19 firebird
Yorumlar (0)

iyiyim dedim ama

‘İyi’ demek adettendir ya !
‘İyiyim’ dedim…
Değilim.

Anlatılması zor bir duygu içimde ki.
Her harf
Her kelime
Ve her cümle, olduğundan ya çok basit ya da daha karmaşık bir hale getiriyor dilime getiremediklerimi.

Bir gün konuşmayı unutmak, sadece susmak istiyorum.
Bir gün susmayı unutmak, olur olmaz konuşmak istiyorum.
‘Kime, neye konuşursan konuş’ diyorum…
Yeter ki susma!

Hiçbir söz yetmiyor, beni ‘bana’ anlatmama…
Dinleyemiyorum kendimi, acımadan içim…
Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça..

Bir anlık değil, boğulduğum bilinmezlik.
Acısı çıkıyor sustuklarımın.
Oysa ben iyiyim görünürde!

Anlamını içime çeke çeke mutluluğa erişemiyorum…
Ya hep ben fazla geldim ya da hep bir şeyler eksik kaldı..
Şimdi iyi olan ne varsa, üzerine çizgi çekemediğim kırgınlıklar sarıyor dört yanını.

Ve ben,
İyi olmanın eşiğinde, korkulara kapılıyorum anlamadığım bir biçimde…

Sebebim yok.
Belki de çok…

Biliyorum;
Ben bile kendimi anlayamıyorken anlaşılmayı beklemek, hayalden de öte .

Ben kendimi,
Görmüyorum
Duymuyorum
Ve bilmiyorum…

Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça…

Görünümler: 586

Daha...

3-04-2013, 10:32 YaKamoZ
Yorumlar (0)

..gidersen

sen gidersen; denizler de gider kiyilarimdan, uzak iklimlerde eser sesim. bir rüzgardan, bir rüzgara kosar, çocuklugumun sarkilari, kimseler duyamaz... sen gidersen; ellerim de gider pesinden, irmaklarim yataklarini sasirir. dipsiz bir uçuruma birakirim sözlerimi, cam kiriklarinda yürümüs gibi. kanarim da, asarim gözlerimi, her safak vakti her yol agzina, kimseler bakamaz... sen gidersen; çakarim kendimi bir çivi gibi kendime, kimseler sökemez...

Görünümler: 546

Daha...

26-03-2013, 16:19 firebird
Yorumlar (0)

Nergislere benzeyen sevdiceğim

Dağdaki beyaz nergis çiçeklerine
aşkımı haykırsam
duyar mı dersiniz

Beyaz yapraklı nergis'e benzeyen
çig kokulu sevdiğim

Kömür karası gözleri
nergis çiçeğinin ortası

sabah çiğ damlası nergis yaprağından süzülürken
bir damla yaş akar kömür gözlerden

kor olur yüreğim ateş olur yanarım ben

Görünümler: 455

Daha...

23-03-2013, 12:00 firebird
Yorumlar (2)

Dibine Kadar Yaşamak....

Boş ver be yaşı!

Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?...

Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,

Sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna

Hem ona geçmezse kime geçer sözün ?...
* * *
Büyü büyü….

Bak ellerin ayakların kocaman,

Aklında maşallah yerinde,

E ne diye tutarsın yüreğine uçmasın diye.

Akıllı ol yüreğin gelir peşinden,

Boş ver yaşı başı,

Aşk var mı aşk, sen ondan haber ver?

Takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere.

O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün,

Atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü.

Öl gitsin…
* * *
Parayı pulu savurup,

Bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır istediğin,

Savrul gitsin…

Boş ver be yaşı başı,

Kim tutar seni kim,

Kendi yüreğinden başka kim?..

Aklını da al öyle git,

İster bir duvara, ister bir odaya,

ister kıra bayıra vur da git.

Dert etme ellerini,

onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine.

O biri de gelir gerçekten istediğin oysa,

Seveceksen ve öleceksen uğruna…
* * *
Yaşa be,

yaşa da öyle git,

gideceksen toprağa.

Yaş 70’e gelse bile,

hayat daha bitmemiş,

Sen mi biteceksin?

Çekeceksen bile bayrağı,

Yaşadım ulan.

Dibine kadar diyemeyecek misin?

Görünümler: 633

Daha...

16-03-2013, 07:48 YaKamoZ
Yorumlar (2)

Selam.. :)

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?


Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.



Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?


''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.



Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?


Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...



Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?


Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.



Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?


Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.



Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?


Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.



Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?


Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.



Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?


Nereden bileceksin?


Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.



Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.



Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..



Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...



Can YÜCEL

Görünümler: 520

Daha...

MegaJz web - Elence portal Yumuak ndir
seyretmek film online
1 2
nceki    Sonraki